deniz baykalın kadın kolları toplantısında konuşmaları
CHP GENEL BAŞKANI DENİZ BAYKAL’IN
KADIN KOLLARI KURULTAYINDA YAPTIĞI KONUŞMA
5 Aralık 2004
Sayın Başkan, CHP’nin Kadın Kolları Kurultayında biraraya gelen Türkiye’nin dört bir köşesinden 80’e yakın ilimizden seçim kazanarak Ankara’ya görev yapmak üzere gelen sevgili CHP’li kadın kardeşlerim, hepinizi kendi adıma, CHP adına içten sevgilerle saygılarla selamlıyorum. Hoşgeldiniz. Sizleri Ankara’da böyle büyük bir toplantıda birarada görmekten çok büyük bir kıvanç duyuyorum, mutluluk duyuyorum. Biliyorum ki, sizler burada Türkiye’mizin dört bir köşesinde çok güç koşullarda yaşam mücadelesi yürüten 35 milyon kadınımız adına buluyorsunuz. Bugün bu salonda birarada bulunan sizler inanıyorum ki, tarlasında, tezgahında, bürosunda, yazıhanesinde, kürsüsünde, hastanesinde Türkiye’nin bütün iş alanlarında görev yapan milyonlarca kadınımız adına buluyorsunuz. Sizleri o kadınlarımızın temsilcisi olarak selamlıyorum. O kadınlar adına selamlıyorum. O kadınların bir parçası olarak selamlıyorum. Bugün bu çatının altında unutmayalım ki, Türkiye’nin en güçlü demokratik kadın hareketi toplanmıştır. Bugün buraya gelen kadınlarımız her birisi kendi yörelerinde diğer kadınlarımızın oylarıyla, desteğiyle seçim kazanarak görev yapmak üzere gönderilmişlerdir. Burada bulunan değerli kadınlarımız Türkiye coğrafyasının dört bir köşesinden seçilerek, görevlendirilerek biraraya gelmişlerdir. Böyle bir topluluğu hiçbir siyasal partide, hiçbir kuruluşta görmek olanağı yoktur. Şuanda Türkiye’nin en güçlü, en görkemli, en demokratik, en etkin, en saygın kadın hareketinin bu toplantısını gerçekleştiriyoruz. Burada biraraya gelen kadınlarımız kadın sorunlarının çözümü için bir kadın hareketi olarak ortaya atılmış değillerdir. Elbette kadınlarımızın sorunlarının çözümü için, elbette bir kadın hareketi olarak kadın sorunlarına sahip çıkmak içinde görev yapacaklardır. Ama burada görev yapmak için biraraya gelen insanlarımızın sorunları kendilerini çoktan aşmıştır. Burada görev yapacak olanlar sadece kadınlar için değil bütün Türkiye için, erkeğiyle kadınıyla, bütün Türkiye için görev yapmak üzere biraraya gelmişlerdir. Ne mutlu ki, kadınlarımız artık kendi sorunlarına çözüm talep eden, pasif, izleyici bir konumdan çıkmaya başlamış. Bugün geldiğimiz aşamada kadınlarımız Türkiye’nin sorunlarına böyle sahip çıkılır. Bu sorunlar böyle tanımlanır. O sorunlarla baş etmek için böyle çalışılır. Bunu göstermek için harekete geçmişlerdir. CHP’nin kadın kollarının açtığı kanallar, Türkiye’de yarattığı olanaklar Türkiye’nin bütün kadınlarının, Türkiye’nin bütün sorunlarının, erkeklerin, çocukların, gençlerin, kızların, kadınların ve bütün Türkiye’nin, yaşlıların, gençlerin, herkesin sorunlarının çözümü için sorumluluk üstlenmişlerdir. Onun için Türkiye’nin saygın, etkin bir siyasal hareketiyle karşı karşıya bulunduğumuzu henüz bunu tam kavramamış olanlara anımsatmayı görev biliyorum.Değerli arkadaşlarım, böyle görkemli, güçlü, toplumumuzun her kesimini birden yansıtan, her kuşaktan insanımızı, kadınımızı biraraya getiren bir büyük toplantı bizleri çok mutlu etti. Bu toplantıyı gerçekleştiren bu büyük başarıyı sergileyen Kadın Kollarımızın değerli Genel Başkanını, çalışma arkadaşlarını, ona katkı veren Türkiye’nin her yerindeki kadın örgütlerimizin sorumlularını yürekten kutluyorum. Hepinize teşekkür ediyorum.
Dosta, düşmana, Türkiye’ye bir kez daha kadımızın gücünü sergilediniz, gücünü gösterdiniz eksik olmayın. Böyle bir toplantı için 5 Aralık gününün seçilmiş olmasının altında yatan o derin anlamada dikkatinizi bir kez daha ben çekmek istiyorum. Gerçekten 5 Aralık günü sadece ülkemizde değil bütün dünyada kadınların siyasetin her düzeyinde hem seçilerek, hem seçerek etkin olabileceklerine olan inancın Mustafa Kemal Türkiye’sinde ilk kez ortaya konulduğu tarihtir.Şimdi 21. yüzyıla doğru Türkiye’miz büyük umutlarla yürürken Türkiye’mizin en güçlü toplumsal hareketlerinin başında yer alan CHP’li kadınlarımızın 5 Aralık’a dikkati çekerek bu toplantıyı gerçekleştirmiş olmaları çok yerinde olmuştur. Bu açıdan da bu toplantıyı düzenleyenleri yürekten kutluyorum.
Değerli arkadaşlarım, her kuşaktan, her kesimden, her coğrafyadan kadınlar biraradayız. Ne büyük mutluluk. Şöyle bir bakıyorum yıllardır siyasal mücadelemin her aşamasında birarada olduğum, yan yana olduğum, birlikte toplantılar gerçekleştirdiğim, konvoylarda, mitinglerde el ele yürüdüğüm, Türkiye’nin davalarına omuz omuza sahip çıktığımız kadınlarımızı, onların temsilcileri olarak sizleri bir kez daha burada görebilmek beni çok mutlu etti. Sağolasınız, varolasınız.Yıllardır sizlerle el ele omuz omuza birlikte götürdüğümüz bu çalışmaları, bu mücadeleleri ülkemizin aydınlık günlere ulaşacağı hedefe doğru hep birlikte daima sürdüreceğiz. Sizlerle birlikte olmaktan, sizlerin arkadaşı olmaktan, sizlerin verdiği güçle siyaset yapıyor olmaktan büyük bir kıvanç duyuyorum, onur duyuyorum, mutluluk duyuyorum.
Değerli arkadaşlarım, hepimiz çok iyi biliyoruz ki, kadın sorunu Türkiye siyasetinin temel sorunudur. Önümüze hangi sorun gelirse gelsin o sorunun temelinde mutlaka bir kadın gerçeği vardır. Kadın gerçeğini gözönüne almadan ülkemizin hiçbir sorununun ele alınması, değerlendirilmesi, çözülmesi olanaklı değildir. Türkiye’nin hangi sorununa el atarsanız atın manzara budur. Laiklik derseniz sorun budur. Laiklik sorunu aslında kadın sorunudur kadın. İşin aslında o vardır. Kadına karşı sağlıklı bir bakış açısı ortaya çıktığı zaman laiklik diye bir sorun artık varlığını sürdüremez. İşin temelinde laiklik sorununun temelinde mutlaka kadın sorunu vardır. Eğitim sorunu derseniz, kadın sorunu vardır. Eğitim sorunu kadının eğitimi sorunudur. Sağlık sorunu derseniz sağlık sorununun temelinde kadın sorunu vardır. Kadın sorunu eğitimde de sağlıkta da, sosyal güvenlikte de temel sorun olmaya devam etmektedir. Sosyal adalet mücadelesi temelinde kadın emeğinin hakkını alabilmesi mücadelesidir. Türkiye’de barış mücadelesi, barış sorunu temelde kadın sorunudur. Kadının bu sorununun en önde gelen kurbanı olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Savaşları erkekler yapar ama savaşların acılarını daima kadınlar çeker.Değerli arkadaşlarım, biz ne istiyoruz? Çok açık söylüyoruz. Biz önce insan diyoruz. Bakın önce insan dediğiniz zaman önce erkek demekten vazgeçmiş oluyorsunuz. İnsanlar arasında cinsiyete dayalı bir ayrım yapmayı reddetmiş oluyorsunuz. Önce insan dediğiniz zaman insanın kimliğini sorgulamayı bir yana itmiş oluyorsunuz. İnsan kadın mı, erkek mi, Alevi mi, Sünni mi, Kürt mü, Çerkez mi, Arap mı? Bunu sormayı bir yana itmiş oluyorsunuz. Aşireti ne, kabilesi ne, ırkı ne, etnik kökeni ne? Bunu sorgulamayı bir yana itmiş oluyorsunuz. Önce insan dediğiniz zaman onun arkasındaki tarihsel, feodal, geleneksel kavramları değil somut etiyle, kanıyla insanı görmüş oluyorsunuz. Saçı uzunmuş, kısaymış, kadınmış erkekmiş hiç önemi yok diyorsunuz. Önce insan anlayışı çağdaş uyarlığın, gerçek sosyal demokrasinin teme anlayışıdır. CHP olarak artık birbirimize cinsiyet ayrımcılığı gözlüğüyle bakmayı reddedelim, birbirimizin cinsiyetini değil, ırkını değil, mezhebini değil, inancını değil, bütün bunların ötesindeki somut ete kana bürünmüş Yunusun bahsettiği ete kana bürünmüş insanı görelim, o insanı yakalayalım diyoruz. Ve CHP olarak önce insan diyoruz, ama arkasından önce iş diyoruz. İşi olmayan insan boynu eğik insandır. İşi olmayan insan muhtaç insandır. İşi olmayan insan kimliğini, kişiliğini, onurunu korumak olanağından yoksun insandır. O nedenle insan ve iş. İş insana yakışır, insan işiyle kaynaşır, bütünleşir ve gerçek toplum istikrar, barış, huzur, demokrasi, işe sahip insanların bulunduğu bir ortamda yeşerir, ortaya çıkar. O nedenle CHP olarak önce insan, önce iş ve arkasından ekliyoruz, önce ahlak. İşin olacaksa ahlaklı işin olacak. İşin hayatın özü ahlak. Ahlak ne demektir? Ahlak hakkı olmayana yönelmemeyi içine sindirmek demektir. Ahlak başkasının hakkına saygı göstermeyi kabul etmek demektir. Toplumsal yaşamın özü budur. Hep ben diyen, kendisi için her şeyi yapmayı hak bilen bir anlayışın çağdaş, medeni bir toplum oluşturması kesinlikle mümkün değildir. O nedenle ahlak anlayışı da bizim, CHP’nin, sosyal demokrasinin bir temel anlayışı olmaya daima devam edecektir.
Değerli arkadaşlarım, CHP olarak biz görev yaptığımız her dönemde, daima bu ilkelerden yola çıkarak görev yapıyoruz. Çalışanların hakkını korumaya gayret ediyoruz. Emekçilerin hakkını korumaya çalışıyoruz. Sosyal adalet kavramını ayakta tutmaya çalışıyoruz. Sosyal devletin tasfiye edilmekte olduğu bir dönemde sosyallik anlayışını, dayanışma anlayışını, toplumsal sevgiyi, toplumsal beraberliği ayakta tutmaya çalışıyoruz. Gelir dağılımı bozukluklarına karış mücadele ediyoruz. Dengesizliklere karşı mücadele ediyoruz. Eğitimin, sağlığın ve sosyal güvenliğin bir toplumsal yaşamın temelleri olduğunu unutturmaya çalışıyoruz. Parasız eğitimin ve parasız sağlığın bir kamu hizmeti olarak, bir devlet sorumluluğu olarak insanlarımıza toplumsal yaşamanın bir gereği olarak mutlaka sunulması gerektiği inancını her türlü güçlüğe rağmen ayakta tutmaya, anlatmaya, tanıtmaya çalışıyoruz. Eğitimin ve sağlığın bir ticari meta haline gelmesi, parayla alınır, satılır hale gelmesi, daha da vahimi devletin bizzat kendisinin bu ticari ilişkinin işveren konumuna kendisini yerleştirip insanı, vatandaşı o ticari ilişkinin müşterisi konumuna yerleştirerek onu eğitmek, onun sağlığına göz kulak olmak sorumluluğunu para karşılığı satma anlayışı içine girmesini Türkiye’de toplumsal bozulmanın en temel özelliği olarak görüyoruz ve buna karşı bütün sosyal demokratlarla el ele birlikte bir mücadeleyi yürütüyoruz.İstediğimiz ülke toplumsallığın, kamu hizmeti anlayışının en azından eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik alanında yaygın bir kabul gördüğü ve herkesin çalışma özgürlüğünü kullanabildiği, bir iş sahibi olduğu bir toplumu gerçekleştirmek.
Değerli arkadaşlarım, CHP olarak bu sosyal duyarlılık bizim temel anlayışımızı oluşturuyor. O nedenle biz sözde, boş, bir takım insanları önce yoksul haline getirip, yoksullaştırıp sonra onlara iane verme suretiyle bir gösteri yapma zihniyetini, anlayışın temelden reddediyoruz. Bizim için toplumda ihtiyacı olan insanlar hakkını alması gereken vatandaşlardır. Devletinde bunu onlara sunma gibi bir temel görevi vardır. CHP olarak bu doğrultuda çalışıyoruz. Şefkat ve sosyal dayanışma, kamu hizmeti. Bunlar sosyal demokrasi anlayışımızın temellerini oluşturuyor. Değerli arkadaşlarım, Türkiye’de daima en temel sorunlardan birisi olmaya ne yazık ki, hala devam eden bir temel konu yolsuzluklar konusudur. Türkiye siyasetini çürüten, toplumsal dokumuzu bozan, ekonomik kalkınmamızı engelleyen, gelir dağılımını çarpıtan ve kamu kaynaklarını kurutan ana kaynakların başında toplumsal zenginliğin talan edilmesi geliyor. Bankaların batırılması bunun bir parçasıdır. Eşe dosta ihale dağıtılması bunun bir başka yöntemidir. Özelleştirmelerin yakınlara peşkeş çekilmesi siyasi amaçlarla yönlendirilmesi bir başka uygulamasıdır. Kamu rantının gene haksız yere elde edilip yanlış istikametlerde kullanılması bir başka yöntemidir. Bütün bunlar ne yazık ki, toplumumuzda hala en etkili uygulamalar olmaya devam ediyor. Bu uygulamalara karşı her türlü mücadeleyi vermek CHP’nin temel görevidir. Bugün yolsuzluklardan şikayet toplumumuzun en yaygın özelliği haline gelmiştir. Ama dikkat ediniz bu şikayeti yapanlar daima belli türde yolsuzluk yapanlardan şikayet ederler. Herkesin himaye etmeye yöneldiği kendi yolsuzluk yapanı vardır. Bugün iktidar yolsuzluklardan şikayet ediyor, hortumlamalardan şikayet ediyor. Ama bugünkü iktidarın pek çok alanda, en yaygın yolsuzlukların kaynağı olduğunu da hepimiz çok iyi biliyoruz. Yani başkalarının yolsuzluğundan şikayet etmek çok kolay, çok yaygın. Ama kendisine yönelik yolsuzluk iddialarına açık durabilmek, onlara cevap verebilmek herkesin harcı değil. Bugün Türkiye’de buna tanık oluyoruz. Maalesef yolsuzluklarla mücadelede çifte standart uygulaması en yaygın uygulamadır. Bunu dışında kalan benim yolsuzluk yapanım, benim rüşvetçim demeyi reddeden Türkiye’de sadece CHP kalmıştır. Değerli arkadaşlarım, yolsuzluk yapılması hiç kuşku yok Türkiye’de kamu kaynaklarının doğru kullanılmasını engelliyor. Ekonomik kalkınmaya zarar veriyor, sosyal adalete zarar veriyor, gelir dağılımını çarpıklaştırıyor. Ama daha vahimi nedir biliyor musunuz? Haksız elde edilen kazançlarla dürüst, namuslu diye bildiğiniz insanların, kesimlerin, kurumların satın alınabilmesi olanağını getiriyor olması. Yolsuzlukla elde edilen kaynakların Türkiye’de dürüstlüğe karşı bir savaşın parçası haline dönüştüğünü büyük bir üzüntüyle görüyoruz. Bel bağladığınız dağlara kar yağıyor. Dürüsttür, namusludur dediğiniz insanların boynu önüne düşüyor. Her birisi mahcup, ezik. Dürüstlüğün temsilcisi olduğunu söyleyen insanlar yolsuzluk yapanların birer askeri haline dönüşmeyi içlerine sindirebiliyorlar. Yazıklar olsun değerli arkadaşlarım. CHP’nin son dönemde siyasal çalışmalarına hakim olan temel anlayışlara dikkatinizi çekmeye çalışıyorum. İş yasasının çıkışından SSK Hastanelerinin haksız bir biçimde işçilerin elinden alınmasına kadar her türlü olumsuzluğun karşısında Türkiye’de CHP mücadele vermiştir. Türkiye’de CHP’nin bu çalışmaları toplumumuzun bir temel güvencesi haline gelmiştir. Anayasal düzenimizi korumak, dokunulmazlık konusunun örtbas edilmesine izin vermemek, bu konudaki çifte standardı iktidarın dokunulmazlıklar konusundaki kaçak tutumunu kamuoyunun dikkatine sunmak ve Türkiye’deki yasama faaliyetinin Anayasaya, yasalara uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi için temel dikkatini sürekli ayakta ve diri tutmak ve gene emeğin ve toplumsal kazanımların korunması için sürekli bir uğraşı başarıyla sürdürmek. İş yasasından başlayarak sendikaların haklarının kısıtlanmasına kadar giden her türlü düzenlemeye karşı etkin bir mücadele vermek, emek kesiminin haklarına sahip çıkmak CHP’nin her dönemde ve bu son dönemde uğraşısının bir temel boyutunu oluşturmuştur. Kadrolaşmayı gerçekleştirmek, devleti kontrolüne alabilmek için iktidarın uyguladığı bütün yöntemlerin karşısında siyasetle, hukukla CHP etkin bir direnç sergilemiştir. Memurların 61 yaşta zorla emekli edilmesi ve onların kadrolarına kolayca atamalar yapılması için sergilenen tutuma karşı bir hukuk mücadelesini CHP başarıyla sergilemiştir. Gene CHP şu sırada SSK hastanelerinin haksız yere ele geçirilmesi mücadelesine karşı direnç sergilemektedir ve bunu sonuna kadar CHP sendikalarımızla ve bütün emek örgütlerimizle birlikte el ele, kol kola dayanışma içinde sürdürecektir. Gene CHP olarak son dönemde ulusal bağımsızlığımızı ve onurumuzu ayakta tutacak bir dikkati sürekli olarak sergiledik ve bunu ihlal eden girişimler karşısında etkin bir mücadeleyi verdik. Bu mücadele sonucunda mesela Dubai’de imzalanmış olan 8,5 milyar dolarlık siyasi koşullu bir kredi yürürlüğe konulamamıştır. CHP olmasaydı yürürlüğe konulacak olan bu kredi o nedenle konulamamıştır. Kıbrıs konusunda sürekli ödün veren bu iktidara karşı ulusal yararlarımızı ve hukuki güvencelerimizi temel alan bir direnci, anlayışı CHP sürekli olarak sergilemiştir. AB ile ilişkilerimizde gene aynı tutum sergilenmiştir. Türkiye’de yönetimi gizli bir planla ülke bütünlüğünü sarsabilecek bir federal düzene doğru Türkiye’yi çekme projelerini deşifre eden, iç yüzünü ortaya koyan, etkin bir çalışmayı gene CHP sürdürmüştür. Gizli bir biçimde Türkiye’de laikliği tahrip edecek arayışlar, çabalar gene CHP’nin gayretiyle etkisiz kılınmıştır kılınabildiği ölçüde. Her apartmana bir mescit yerleştirme projesi CHP’nin girişimiyle engellenmiştir. Gene zina konusunda sergilenen tavır CHP’nin ve toplumun direnciyle etkisizleştirilmiştir. Bir dini özel ekonomi sektörü yaratma çabaları gene CHP tarafından topluma teşhir edilmiştir ve bu aşamada etkisiz kılınmıştır. Yerel yönetimlere yetki devri adına eğitim politikasını zaafa uğratacak olan projeler gene etkisiz kılınmıştır. Değerli arkadaşlarım, CHP her ülke sorunu karşısında etkin ve hızlı tavır takınarak Türkiye’nin gerçek sorunlarının anlaşılmasına yardımcı olmuştur. Hızlandırılmış tren projesi denilen uygulamaya karşı CHP’nin verdiği etkin mücadele ortadadır. Van’da yaşanmış olan bir büyük krize, soruna karşı her herkesin sustuğu bir ortamda CHP’nin verdiği mücadele ve ortaya çıkan gerçekler açıktır. Şimdi aynı şekilde Mardin’de, Kızıltepe’de yaşanan olaylar karşısında CHP’li milletvekili arkadaşlarımızın takındığı tavır topluma yön veren, gerçeği ortaya koyan sorumlu bir tavır olarak ortaya çıkmıştır. Bu duble yol anlayışının iç yüzünü gene CHP sergilemiştir. Tarımda yaşanan olumsuzlukları CHP bütün Türkiye’ye anlatmayı başarmıştır. TÜBİTAK’ta yaşanan olup bittilere karşı toplumun tepkisine CHP öncülük etmiştir. Çoluk çocuğun, eşin dostun devlet olanaklarıyla zenginleştirilmesi uygulamalarına karşı bakan yakınlarının haksız biçimde desteklenmesine karşı toplumun direncini CHP sergilemiştir. Değerli arkadaşlarım, Milli Eğitim Bakanlığında yaşanan ihale yolsuzluklarını gene CHP arkadaşlarımın verdiği mücadele ortaya koymuştur. Vergi affının iç yüzünü teşhir eden, vergi affının aslında Maliye Bakanının bizzat kendisini ve bakan arkadaşlarının himayesine yönelik bir düzenleme olduğu gerçeğini ortaya koyan gene CHP olmuştur. Değerli arkadaşlarım, bunlar daha devam ediyor. Bunlara karşı mücadeleyi hep beraber yürütmek durumundayız. Bakınız Türkiye’nin orman varlığını tehdit altına alabilecek bir uygulama bir süreden beri askıya alınmıştır. CHP’nin direnciyle. Önümüzdeki günlerde tekrar gündeme getirilebilir, onlara karşıda gene etkin bir mücadeleyi hep birlikte götüreceğiz. Demokratikleşme mücadelemizin ulusal yararlarımıza uygun bir çerçevede gerçekleşmesi konusunda CHP üzerine düşen dikkati, duyarlığı sergilemiştir. Değerli arkadaşlarım, CHP olmasa bütün bunlar meydan boş bulunarak en tehlikeli biçimde Türkiye’yi büyük sıkıntılara sokacak bir anlayışla uygulanacaktır. Bunlara karşı bir dikkatin ve duyarlığın daima ayakta tutulmasına ihtiyaç vardır. Bakınız daha iki gün önce İstanbul’un Silivri ilçesinde Milli Eğitim Müdürünün onayıyla okullara dağıtılan bir sözlük var. Sözlükte açıyorsunuz, laiklik maddesinin karşısında din düşmanlığıdır deniliyor. Değerli arkadaşlarım, bu zihniyeti hala körüklemeye çalışan, bir takım çevrelerin iktidardan güç alıyor olması karşısında Türkiye’nin tek umudu vardır o da CHP’nin varlığıdır. Eğer CHP bugün Türkiye siyasetinin etkin bir partisi konumunda olmasaydı, bilmelisiniz ki, 8 yıllık temel eğitim bölünmüştü. Mesleki eğitime gitmek isteyenler daha 8 yılın içinde ayrılmaya başlamış olacaktır. YÖK Yasası değiştirilmişti ve Türkiye’de güya kadın özgürlüğüne yardımcı olacağı düşünülen bir uygulama üniversitelerimizde uygulanır hale gelecektir. Değerli arkadaşlarım, bu vesileyle şunu bir kez daha söylemek istiyorum. Biz insanların kadınıyla erkeğiyle bütün insanların özgürlüğünün temel olduğuna inanıyoruz. Ama özgürlüğü kadını kapatmakta arayan, kadın kapalı olmanın dışında bir seçme özgürlüğü tanımayan bir anlayışı ne kadına saygı anlayışıyla ne de demokrasi anlayışıyla bağdaştırmaya olanak yoktur. Kadınların kapatılması uygulamasını resmileştirme çabalarına meydanı boş bırakmanın Türkiye’yi hiçbir şekilde rahatlatmayacağını herkesin çok iyi bilmesini istiyorum. Değerli arkadaşlarım, bakını bu son dönemde çıkarılmış olan Ceza Yasasında ele alınan pek çok konu CHP’nin dikkati, duyarlığı ve çalışmasıyla ülkemiz açısından kabul edilebilir bir noktaya getirilmiştir. Ceza Yasasında cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırılması CHP’nin bu mücadelesiyle gerçekleşmiştir. Töre anlayışının, geleneklerin, yerel kültürün, erkeklerin işlediği suçlarda, kadına karşı işlediği suçlarda bir mazur görme, ceza hafifletme anlayışına mesnet yapılmasına CHP izin vermemiştir. Gene, kadın ve kız ayrımının Ceza Kanununda yer almasına CHP inançla karşı çıkmış ve bunu Ceza Yasasına yerleştirmiştir. Kadının kendi vücudu üzerinde karar alma tekeline sahip olması gerektiği anlayışı gene Ceza Yasasına CHP’li arkadaşlarımın mücadelesiyle gerçekleştirilmiştir. Medeni Yasada gene CHP’nin verdiği mücadeleyle sağlanan bir önemli kazanıma dikkatinizi çekmek istiyorum. CHP’nin kurulduğu daha ilk yıllarda, 1992 yılından beri üzerinde durduğumuz ve tek başıma durduğumuz, bizden başka kimsenin itibar etmediği bir konu vardı. Diyorduk ki, ailenin parçalanması halinde, boşanma halinde ayrılacak olan çiftlerden aile içinde kazanılmış olan zenginliğin nasıl paylaşılacağı konusunda bir Medeni Kanun düzenlemesi ihtiyacı vardır. Evlilik içinde gerçekleştirilen ortak aile zenginliği eğer aile bölünmüş ise mutlaka eşit paylaşılmalıdır. Bunu 1992’den beri CHP olarak söyledik ve memnuniyetle görüyorum ki, 10 yılı aşkın bir mücadele sonucunda bu anlayışımız medeni yasaya yansıdı ve Türkiye’de artık bir zamanlar erkeklerin tebessümle karşıladığı, gülerek hafifsemeye, küçültmeye gayret ettiği bu anlayış yürürlüğe girmiştir, en azından yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki durumlarda aile parçalandığı zaman aile içinde elde edilen zenginlikle karı ve koca arasında aksine bir düzenleme yoksa eşit olarak paylaşılacaktır. Bu gerçekten kadının statüsü konusunda çok önemli bir düzenlemedir ve CHP olarak bunu toplumumuza kazandırmış olmanın 5 Aralık 1934’de Seçme ve Seçilme Hakkını kazanmış olan kadınlarımıza yıllarca sonra bunu da getirebilmiş olmanın CHP’ye yakıştığını ve bunu da kadınlarımızın yürekten hak ettiklerini düşünüyorum. Zina konusundaki anlamsız tartışmaları yapanların bugün ne hale düştüklerini de hepimiz çok iyi hatırlıyoruz. Zina konusunda söylenen sözler bugün tebessümle hatırlanacak sözler haline ne yazık ki dönüşmüştür. Değerli arkadaşlarım, bütün bunlarla bir şeyi size anlatmak istiyorum. CHP bu ülkenin temel bir siyaset kurumudur. Bakın biraz önceki gösterimde hep birlikte göğsümüz kabararak ve duygulanarak izledik. CHP Türkiye’nin bağımsız bir devlet olarak kuruluşu, büyük reformların gerçekleştirilmesi, demokrasiye geçiş, sosyal demokrasiye açılış, Avrupa’yla bütünleşme yolunda ciddi adımların atılması, ekonomik yapılaşma, Anadolu’ya sanayiinin götürülmesi, büyük tesislerin kurulması, demiryolları projesi tarih boyunca Türkiye’mize büyük hizmetler vermiş en temel kurumumuz. Bugünde CHP Türkiye’nin temel siyaset dayanağı olmaya devam ediyor. İktidarda muhalefette nerede olursa olsun CHP Türkiye’nin temel siyaset kurumu olmaya devam ediyor. Bugün CHP olmasaydı laiklik delik deşik edilmiş olurdu. Bugün CHP olmasaydı Türkiye’de sosyal adalet, Türkiye’de çalışanların hakları, emeğin hakkı tamamen sahipsiz bir hale gelirdi. Bugün CHP olmasaydı yolsuzluklar devleti bugünkünün çok ötesinde bir noktaya alıp götürmüş, taşımış olurdu. Bugün CHP olmasaydı, CHP’nin ulusal bağımsızlık konusundaki direnci ve tutumu olmasaydı Türkiye büyük devletlerin Ortadoğu’da istedikleri gibi kullandıkları bir uçak gemisi dönüştürülmüş olacaktı. CHP ve onun ilkeleri, değerleri bugün Türkiye’yi bağımsız, onurlu, iktidarda kim olursa olsun belli bir derecenin ötesinde kimsenin Türkiye’yi kullanmayacağı bir konuma getirmiştir, bu CHP’nin misyonudur, görevidir. Değerli arkadaşlarım, CHP tarihinden gelen bu büyük geleneği elbette büyük bir iftiharla temsil etmeye devam ediyor. Ama bilmelisiniz ki, bugün Türkiye’de bir CHP tartışması da yaşanıyor. Bugün CHP sadece ona inanan, ona güvenen, ona destek veren insanlarımızın değil, ama toplumumuzun her kesiminin yakından ilgilendiği bir temel konu haline gelmiştir. CHP’nin bu önemi, bu özel etkinliği dikkate alınmadan, CHP’ye yönelen bu ilgiyi yorumlamak, değerlendirmek imkanı yoktur. Değerli arkadaşlarım, Türkiye’de iktidar AKP iktidarı. İktidara gelmeden önce ne söylediği ortada. Ne için oy istediği ortada. 2 yıldan beri işbaşında yaptıkları da ortada. 2 yıl içinde AKP söylediklerini unutup, kendisine oy veren insanların, oy verme nedenlerini yok sayıp, egemen güçlerin çizdiği doğrultuda rol oynamayı içine sindirmiş bir parti haline dönüşmüştür. Bir büyük dönüşümü AKP iktidarı da yaşamıştır. AKP’den korkan bazı çevreler AKP’den artık korkmak için bir neden olmadığını görmeye başlamışlardır. Onun muhalefet söylemini ciddiye alanlar o söylemin artık ciddi bir tarafı olmadığını görmeye başlamışlardır. AKP artık statüko için, uluslararası statüko için, Türkiye’nin içindeki statüko için, egemen güçler için bir sorun kaynağı olmaktan çıkmıştır. AKP her an terbiye edilebilir, yönlendirilebilir, ürkütülebilir, korkutulabilir, yıldırılabilir ve yönetilebilir bir parti olarak parlamentodaki 370’e yakın oyuyla kendisini kanıtlamıştır. Bu büyük bir ferahlık konusu olması gerekirken bunu gören güçlü çevrelerin Türkiye’de iktidar işbaşına geldi, büyük parlamento çoğunluğu var ve görüldü ki, söylemini tamamen terketmiştir, tamamen egemen güçlerin işaretleriyle harekete geçer bir haldedir diyerek bundan memnuniyet duymaları gerekirken bunu artık yeterli sayamaz hale gelmeye başlamışlardır ve dikkatlerini iktidardan muhalefete çevirmeye başlamışlardır. İktidarın kullanılabilir olması, işe yarar olması onları kendilerini güvencede hissetmelerini sağlamaya yetmez olmuştur. İktidar tamam. Ama muhalefet tamam değil. Şu anda problem odur. Pek çok çevreyi yakından ilgilendiren ana konu budur. O nedenle CHP’ye, “bırakın canım ne hali varsa görsün” diyenler CHP’yi, aman bırakmayın, CHP’yi, etkisiz kılmayı, dağıtmayı, çözmeyi denedik, başaramadık, aman CHP’ye dikkat, aman CHP’ye sahip çıkın” demeye başlamışlardır.İki aşamalı bir strateji uygulanıyor. Birinci aşaması, CHP’yi elimine etme aşamasıydı. Onu denediler ama başaramadılar. CHP’yi dağıtmayı başaramadılar. CHP’yi yok saymayı başaramadılar. Yerine bir başkasını ikame edelim, bir başkasını destekleyelim, pompalayalım, şişirelim, güçlendirelim dediler, olmadı. CHP duruyor. CHP burada. CHP tarihiyle duruyor, 6 milyonun üzerinde oy vermiş seçmeniyle duruyor. Sağlam ilkeleriyle duruyor. Atatürkçü zihniyetiyle duruyor CHP.
CHP eskidi dediler. Yenisi kurmaya kalktılar, olmadı. CHP’yi yok saymak istediler, sayamadılar. CHP duruyor. Belki son yerel seçimlerde bitiririz dediler. Oyunu azaltırız, azaltmak için hadi hep beraber ne mümkünse yapalım, elbirliğiyle yapalım, dışarıdan biz yapalım içeriden müsait olanları kullanalım, hep birlikte dışarından içeriden CHP’yi çökertelim dediler.Ama yapamadılar. Önce yaptık, oldu dediler. Ona göre rakamları okudular. Ona göre yorumlar yaptılar, onu kabul ettirmeye çalıştılar, olmadı. Gerçeği saptıramadılar. Dedi ki, herkes daha ne olsun, bu şartlar altında en güç ortamda hepiniz karşısına geçmişsiniz, bütün ihanet şebekelerini harekete geçirmişsiniz, dışarından içeriden elinizden geleni arkanıza koymamışsınız CHP gene dimdik ayakta.
CHP’yi iptal etme, battal etme, dinozor ilan etme, eskimiş ilan etme, yok sayma stratejisi anlayışı, taktiği bitti. Şimdi ikinci aşamaya geldik. Madem CHP’siz bu iş olmuyor, maden CHP’li yerine bir başkasını kuramıyoruz, .................................. geleceği umudunu veren kim varsa onlara destek olalım, onları Truva Atı gibi yerleştirelim, onlar geçsinler CHP’nin başına onlar bizim için değiştiriversinler. Değerli arkadaşlarım, şimdi bunu uygulamaya çalışıyorlar. Şimdi bununla uğraşıyoruz. Hep birlikte, hiç merak etmeyin bunu da öbürünün geldiği yere göndereceğiz. Şunu bilmemeliler ki, CHP dediğiniz bu Türkiye gerçeğinin bir parçası, Türkiye’nin bir parçası, Türkiye’de Anadolu’nun her bir yöresinde bu bilinci, bu inancı, bu ahlakı, bu heyecanı temsil eden yüzbinlerce nöbetçi var. Yüzbinlerce insan görev başında. Değerli arkadaşlarım, bunu çok önemsediğim için söylemiyorum. Hepimizi biliyorsunuz ama söylemekte de bir yarar var. Hep beraber tablonun durumunun nereden kaynaklandığını ne olduğunu bilelim. Birileri bu partiye oy vermiyor. Birileri bu partiyi beğenmiyor. Herkes beğenmek zorunda değil. Türkiye’de 70 milyon insan var. Beğenmiyorsan sen de gidersin partine oy verirsin. Hayır. Ben bunu değiştirmek istiyorum. Bunu değiştirmek istiyorsan ayrıl o köşenden gel gir bu partiye, gel birlikte değiştirelim. Gir bu partiye değiştirmeyi başaracak isen gel burada değiştir. Dışarıdan talimatla değiştirmeye kalkma. Başaramazsın.Partiye girmiyor, partiye destek vermiyor ama sipariş veriyor, değiştirin bu partiyi diye. Baş üstüne, değiştireceğiz. Nasıl emredersiniz? İktidar yetmedi bir de muhalefet mi verelim size? Alın o iktidarla idare edin, alın o iktidarla muhalefet sizin muhalefetiniz olmayacak, muhalefet Türkiye’nin muhalefeti olacak.
Değerli arkadaşlarım, sevgili partililerim, tabi biz çok tehlikeli işler yaptık. Büyük işler yaptık. İçeride de dışarı da. Hiç alışık olunmayan şeyler yaptık. 1 Martta bölgenin tarihini değiştirecek bir parlamento kararının alınmasına CHP olarak öncülük yaptık. Türkiye’yi onurlu, bağımsız bir devlet olarak ayakta tutacak bir tarihi karar aldık. Pek çok çevreyi hayal kırıklığına uğrattık. Bununla iftihar ediyoruz. Bunun iftihar etmek hakkımız ama iftiharla yetmiyor. Bunun bir bedeli var. Bu bedeli size ödettirirler. Biz o bedeli de ödemeye hazır olduğumuzu ilan ediyoruz. O bedeli şu ana kadar ödedik, bundan sonra daha ne kadar bedel ödememiz gerekiyorsa sonuna kadar ödeyeceğiz ve helal olsun diyorum. Milletimize helal olsun, CHP’nin izlediği politika.
Değerli arkadaşlarım, CHP muhalefette de olsa bu ülkenin en önemli partisi. Bu gerçek ortada. CHP yeterli muhalefet yapmıyor diye bir söylemle sonuç almaya çalıştılar, baktılar hiçbir ciddiyeti, inandırıcılığı yok. Şimdi başka işlerin peşindeler. Size söylemek istediğim şu sevgili partililerim, bakın Türkiye gerçekten çok temel bir kuşatma altında. Bu kuşatma yer yer başarılı olmuştur. Bu kuşatmanın sonucunda Türkiye’nin çok önemli can damarları etkisiz kılınmıştır. Etkisiz kılınan bu can damarlarının başında iş dünyası ve medya gelmektedir. İş dünya ve medya Türkiye’nin ulusal duyarlıklarını bir kenara bırakarak, siyaset yapılmasının alt yapısını oluşturmaya ciddi bir biçimde yönelmiştir. Pek çok kuruluşumuz, kurumumuz, örgütümüz gene bu süreçte etkisiz kılınmıştır. Türkiye’nin bu tablosu karşısında umut veren, gelecek için güven veren temel olay CHP’nin durumudur. CHP Türkiye’nin düşürülememiş tek kalesidir. CHP düşürülememiştir, çünkü CHP’nin arkasında çok temel bir tarihsel birikim var, Türkiye’nin özü var, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesi var, çağdaş bir Türkiye oluşturma mücadelesi var ve Türkiye’nin dünya içinde hakkı olan yeri alması özlemi var. Böylesine bir sağlam siyaset temeli üzerinde bulunan bir siyasi partinin etkisizleştirilmesi hiç de kolay değildir. O nedenle bu iş başarılamamıştır ve başarılamayacaktır. CHP olarak görevimizi bundan sonra da sonuna kadar yapacağız. CHP düşürülemeyecektir. Çünkü CHP milyonlarca insanımızın ona oy vermeyen insanlarımız dahil olmak üzere Türkiye’nin her yerindeki milyonlarca insanımızın haysiyetini, şerefini, onurunu korumaktadır. CHP düşürülemeyecektir, çünkü CHP Türkiye’nin onuru, şerefi, bağımsızlığı demektir ve CHP Mustafa Kemal Atatürk demektir. Mustafa Kemal Atatürk Türkiye’de düşürülemediği sürece CHP’de düşürülemeyecektir.Bu toplantımız Anadolu kadınlarımızın, Anadolu’dan gelen CHP’li kadınlarımızın gerçekleştirdiği bu toplantı Türkiye’nin kendi kimliğine, inancına, bağımsızlığına, tarihine sahip çıkma anlayışının duyarlığının bir yansıması olmuştur. Bunu bu şekle getiren bütün kadınlarımızı yürekten kutluyorum. Sizler var oldukça Türkiye aydınlık bir yolda yürümeye devam edecektir. Sizler varoldukça CHP kimliğini dimdik ayakta tutacaktır. Sizlere inanıyorum, güveniyorum, hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum, hepinize başarılar diliyorum.


Yorum ekle